SINIF YÖNETİMİ24/05/2020

Öğretmenlerin en önce ve en doğru öğrenmesi gereken altın bir kuraldır sınıf yönetimi. Zira bu altın kural doğru ve bilinçli yapılmazsa sınıfı yönetmek yerine kâbusu yönetmek ve zamanı verimsiz geçirmek zorunda kalacaktır öğretmen. Sınıf Yönetimiyle ilgili deneyimlerimi ve bu alanda yazılmış bilimsel çalışmalardan alıntılar yaparak konuyla ilgilenenlere naçizane önermelerde bulunmak istiyorum.

Sınıf yönetimi öğrencilerin sınıfa alınmasıyla başlar. Doğru olan öğretmenin sınıfa öğrencilerden önce girmesi ve adeta bir ev sahibi gibi öğrencilerini sıcak bir tebessümle karşılamasıdır. Öğrenciler sınıfa girdiğinde tahtada hangi dersin ve konunun işleneceğini görmeleri işin ciddiye alındığı, öğretmenin derse hazırlıklı olduğu izlemini yaratır. Öğrencilerin derse hazırlanma araç ve gereçlerini hazırlama süreci hızlanır, öğrenme isteğini de artırır.

Etkili sınıf yönetiminin diğer önemli ayağı da sınıfın yerleşimidir. En ideal yerleşme düzeni öğrencilerin birbirlerinin yüzünü görecekleri biçimdeki oturma şeklidir. Ayrıca öğrencinin oturacağı yeri bilmesi de çocukta sorumluluk bilincini geliştiren etkenlerdendir. Öğretmen sınıftaki öğrencileri henüz yeni tanımaya başlıyorsa, tanımayı hızlandırmak için öğrencilerin yerlerinin sabit tutabilir. İlerleyen zamanda öğrencinin dönüşümlü bir sistemle oturması daha yararlı olacağı kanısındayım. Dönüşümlü oturma düzeni çocuklarda yer tartışmasını ortadan kaldıran, haksızlıkların önünü alan kolaylık sağlar.


İdeal oturma düzeni


Kuşkusuz sınıf yönetimi sadece öğrenciyi karşılama ve oturma sistemiyle bitmez. Şimdi derse başlama aşamalarına bakalım. Oturma düzeni sağlandıktan ve ders kaynakları hazırlandıktan sonra öğretmen tüm öğrencilerin görüş alanına girecek bir yerde sessiz ve kararlı bir şekilde sessizliğin sağlanmasını bekler. Sınıfın içinde bir gezinti yapılır, varsa önceden hasta olduğunu bildiği öğrenciye, nasılsın? Daha iyi görünüyorsun, geçmiş olsun, gibi insani mesajlarla yardımlaşma ve insani dayanışma duygularına hitap edilir. Tatil dönüşü ise genel olarak tatillerinin nasıl geçtiği vb. sorular sorulur. Böylece derse başlama ortamı daha samimi bir iklime dönüşür. (Önemli olan sağlıklı iletişim zeminini sağlamaktır. Kuşkusuz sınıfın ortamına göre benzer sorular çoğaltılabilir)


Sıkıntılı oturma düzeni


... Sınıf yönetiminin başarılı bir biçimde gerçekleştirilebilmesi, öğretmenin insan ilişkileri alanında duyarlı ve bilgili olmasına bağlıdır. Özellikle göreve yeni başlayan öğretmenlerin, öğrencilerini çok sevmelerine karşın sınıfta kontrolü sağlayamadıklarından yakınmaları sık gözlenen bir durumdur. Oysa bir öğretmenin yapması gereken ilk şey, sınıfta eğitimin gerektirdiği fiziksel ve psikolojik ortamı sağlamaktır. Bunun için öğrencileri sevmek gereklidir, fakat yeterli değildir. Sorun, insan ilişkileri örüntüsünün karmaşık ve çok boyutlu niteliğinden kaynaklanmaktadır. İnsanın davranışlarına, onun beklenti ve gereksinimleri yön verir. Bu bakış açısına göre eğitim, bireyin beklenti ve gereksinimlerine dönük, sürekli ve kalıcı bir davranış değişikliği yaratma süreci olarak kavramlaştırılabilir. Bu bağlamda sınıf yönetimi, bireyin içinde bulunduğu toplumun değer ve dizgelerine uygun bir bireyselleşmeyi ve toplumsallaşmayı tanımlar. (1)


Derse Hazırlık ve Plan
Etkili sınıf yönetiminin en önemli basamaklarından biri de derse hazırlıklı ve planlı olarak girmektir. Öğretmen derse başlarken işlenecek konuyu hatırlamıyor ve sınıfta karar veriyorsa otoritesi sarsılır. Ders kitabını ya da kaynakları karıştırıp ‘matematikten hangi konuda kalmıştık’ diyerek soruyorsa kendi güvenirliğini zedeler, sınıfta kaynaşma ve homurtular yükselmeye başlar. Oysa planını önceden hazırlayarak sınıfa giren öğretmen konuya hâkim bir edayla geçen dersimizde ‘onluk bozarak çıkarma işlemi yapmıştık. Bu dersimizde…’ diyerek derse başlarsa öğrencinin güvenini kazanır. Öğretmenin işini ciddiye aldığı, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının önemsendiği duygusu gelişir.

Sınıf yönetiminde önem kazanan başka bir etken de verilecek dersin hayatın hangi alanına ilişki olduğu ve hayatının hangi evresinde karşısına çıkacağına ilişkin ön bilgi vermektir. Örneğin ‘Evimiz Ailemiz’ ünitesiyle neler öğreneceğini kısa bilgi olarak ‘akrabalarımızı, yakın akrabalarımızı tanıyacağız’ bilgisi öğrencinin derse ilgisini artıracaktır.

Son olarak sağlıklı bir sınıf yönetimi, bu yazıda yer verdiğim önermelerden ibaret değildir. Amaç geleneksel anlayış yerine, sınıf yönetiminde izlenmesi gereken asıl model, katılımcı ve esnek yapılandırılmış çağdaş yaklaşımdır. Çağdaş yapılandırmacı eğitim modelini kabul eder ve sabırla uygulayabilirsek, öğrencilerimizi ruhsal ve sosyal olarak eğitimin bir üst basamağına sağlıklı olarak ulaşmalarını sağlamış olacağız. Böylece özlediğimiz araştıran, sorgulayan, biat etmeyen, hakkını arayan bireylerden oluşan toplumsal dönüşümü gerçekleştirebiliriz.

(1) Prof. Dr. Ayhan AYDIN – SINIF YÖNETİMİ


Anahtar kelimeler: Sınıf, Yönetimi, Öğretmen, Öğrenci, Çocuk, Ders, Model, Davranış, Başarı, Oturma Düzeni