ÇOCUKLARDA YARATICI YAZARLIK NEYİ DEĞİŞTİRİR?28/09/2020

Bugünkü eğitim sistemine baktığımızda bir çocuk on iki yıl boyunca temel dil eğitimi olarak Türkçe dersi almaktadır. On iki yıla şöyle bir dönüp baktığımızda çocuklara düzgün cümle kurmayı, sıfatları kullanmayı, ek fiilin hangi şartlarda olduğunu veya bir fiilimsinin çeşidini bulmayı hatta zarfların cümledeki işlevlerini bulmayı öğretiyoruz. Bunları düzenli alıştırmalarla çok rahat bulabildiklerini görüyoruz. Düzenli olarak ders çalışan bir çocuğun, sürecin sonunda bir öğretmen gibi teknik bir konuyu anlatabilme becerisi kazandığını görüyoruz fakat hayata atılıp da iş yerinde bir metin yazmasını, amirlerine bir şikâyet mektubu oluşturmasını istediğimizde akademik olarak çok başarılı bir kimsenin bile paniğe kapıldığını görüyoruz. Bunun temeline indiğimizde çocuklara kendi hikâyelerini anlatmalarına hiç fırsat vermediğimizi görüyoruz.

Yazmak, kişinin içindekileri yaratıcı bir biçimde ortaya koyması ve hayal gücünü somut olarak ortaya çıkarmasıdır. İnsanın doğasında hayal kurmak ve yaratmak varken neden çocuklar yaratıcı bir metni ortaya koyarken kendilerini bu kadar çaresiz ve köşeye sıkışmış hissediyorlar? Dil eğitimcileri olarak kendimize bunu sormamız gerekir… Bugün dil öğreticileri, yazma işini öğrencilere teorik bir bilgiyi aktarır gibi aktarıyorlar ve daha kötüsü bunun ölçme ve değerlendirme kıstaslarına göre net çizgilerinin olduğunu düşünüyorlar. “Belirli dil bilgisi kurallarına uyup yazım ve noktalamada hata yapmayan bir öğrenci yazma işinde başarılıdır ve güzel yazıyordur.” Diye değerlendiriyoruz. Asıl yanlışı eğitimciler olarak burada yapıyoruz sanırım. 

İşin sadece teorik kısmını alıp ölçüp değerlendirdiğimizde çocuğun gelişimsel özelliklerine göre hayal gücünü ve yaratıcılığını inkâr etmiş oluyoruz. Bir çocuk öncelikle kurallarıyla yazmayı değil hayal gücüyle yazmayı öğrenmelidir. Burada asıl kaçırdığımız nokta yazmanın bir yetenek değil, küçük dokunuşlarla zarf gibi fiil gibi öğrenilebilir ilkeleri olan bir uygulama olduğunu gözden kaçırmamalıyız. Çocuklara “haydi bir hikâye yazalım” dendiği zaman çoğu çocuk ev ödevi verilmişçesine karın ağrıları çekmektedir. Peki, çocuklarda yaratıcı yazarlık neyi değiştirir? Bu pek çok şeyi değiştirebilir…



Fark et – Tamamla – Yönet yaklaşımıyla ortaya çıkan yaratıcı yazarlık süreci Bilgi, Kavrama, Uygulama, Analiz, Sentez, Değerlendirme süreçlerini de içerisinde barındırmaktadır. Öğrencilerle yaratıcı yazarlık sürecini yönetirken aslında yapılan bir yap-bozun parçalarını oluşturmak gibi parçadan bütüne doğru bir sıralama izlemektir. Biz Denge Okullarında bu soruyu kendimize sorduk: “Yaratıcı yazarlık çocuklarda neyi değiştirir?” dedik ve bu çalışmayla bugün toplamda yirmi bir çocuğun kendi kitabını yazdığı bir süreci tamamladık. Yirmiyi aşkın çocuğun yazdığı 21 hikâye kitabında bu çalışmayı yapan her çocuğun kendi kitabını oluşturabileceği ve bunu yaparken yazmak eyleminin o kadar da korkutucu bir eylem olmadığını göstermiş olduk. Bu sürece başlarken işin sadece teorik olmaması bu sürecin en önemli noktasıydı. Çocuklara ezberlenecek bilgiler yerine karakterleri, mekânları, olay tasarımlarını ve zamansal planlamaları tartıştık, ortaya döktük, oynadık, canlandırdık… 

İHTİYACIN OLANLAR: bu bölümle bir eğitim-öğretim dönemi boyunca uygulanan hazırlık planı sürecinin sonunda öğrenciler diğer eğitim-öğretim yılına yazım sürecine hazırlanmış olarak girmiş olurlar. Her eğitim-öğretim döneminin Ekim ayında başlayan yazım süreci yetenek alanında dil sanatlarına ilgisi olan ve öğretmenleri tarafından dil sanatları alanına yeteneği olan öğrencilerin saptanmasıyla başlamaktadır. Bu belirleme sürecinde öğrenciler, ısınma etkinlikleriyle birlikte yazarlık sürecine adım atmış bulunurlar. Öğrencilere verilen ucu açık konu başlıkları, yarım bırakılıp tamamlanması istenen metinler, görsel okuma, edebi ve görsel sanat alanlarının birleşiminden oluşan ısındırma etkinlikleri ile nasıl yazacağı ile ilgili temel bilgiler verilir. Öğrencilerin eserlerini hangi ortamda yazacakları kararlaştırmaları istenir. (Kâğıda yazma veya dijital ortamda)
Taksonomi sürecindeki işlem basamağı Bilgi basamağındır. Dil bilgisi kurallarının da öneminden bahsedilerek Kasım ayının sonuna kadar “Yazmak için Nelere İhtiyacımız Var? “ teması üzerinden yazarın gereksinim duyduğu teknik konular üzerinden süreç şekillendirilmeye başlanır.

Hikâyeni Tasarlarken, ŞAŞIRTAN GİRİŞLER: Kavrama Basamağı ile devam eden tasarım sürecinde “Olay örgüsünü nasıl tasarlayacaksın?” sorusu üzerinden uygulamalar yapılır. Kasım ayı boyunca yapılan etkinliklerde kült filmlerin açılışları izletilerek öğrencilerle tartışma ortamı oluşturulur. Öğrencilerin bu süreç boyunca hikâyelerinin olay örgüsünü oluşturmaları istenir. Sürecin diğer basamaklarıyla da yazmak eylemi bir kabul olmaktan çıkar ve kendini ifade etmek dünyayı daha güzel bir yer haline getirebilir…